Robot cerrahlar geliyor mu? Plastik cerrahlar ortadan kalkar mı, güçlenir mi?

Son dönemde Elon Musk’ın “Üç yıl sonra robot cerrahlar geliyor, tıp okumayın” şeklindeki açıklamaları bu soruyu yeniden gündeme taşıdı.
Bu kadar kısa sürede tamamen otonom robot cerrahların klinik pratiğe gireceğini düşünmesem de, cerrahide robot teknolojilerinin gelişimini ilgiyle ve umutla takip ediyorum.

Bugüne kadar cerrahide en yaygın kullanılan sistemler, cerrah tarafından kontrol edilen robotik platformlar oldu. Da Vinci gibi sistemler; özellikle minimal invaziv cerrahide görüş alanını genişletme, hassas hareket kabiliyeti ve ergonomi açısından önemli avantajlar sağladı. Plastik ve rekonstrüktif cerrahide de robotların belirli alanlarda destekleyici rol üstlendiğini biliyoruz.

Nitekim, bizim de rekonstrüktif cerrahide robot teknolojilerini kullandığımız vakalar oldu ve bu sistemlerin cerrahi sürece katkısı yadsınamaz. Bu deneyimlerimizi bilimsel olarak da paylaştığımız çalışmalarda, robotların cerrahın yerini alan değil; cerrahın kararlarını uygulayan bir araç olarak konumlandığı görülmektedir.
(Özkan Ö, Özkan Ö, Çinpolat A, Arıcı C, Bektaş G, Can Ubur M. Robotic harvesting of the omental flap: a case report and mini-review of the use of robots in reconstructive surgery. J Robot Surg. 2019 Aug;13(4))

Bu tür uygulamalarda robotlar, karar verici değil; uygulayıcı rol üstlenmiştir.

Ancak tüm ameliyatın, kendi klinik kararlarını veren ve cerrahiden bağımsız şekilde hareket eden bir robot tarafından yapılması, günümüz teknolojisi için hâlâ uç bir senaryodur.
Bir ameliyat yalnızca teknik adımlardan ibaret değildir:
• Ameliyatın planlanması
• Ameliyat sırasında beklenmeyen durumlarda yön değiştirme
• Dokuya dokunarak verilen anlık kararlar
• Hastanın beklentilerini, psikolojisini ve estetik algısını anlama

Bu alanlar hâlâ insan sezgisi ve klinik deneyim gerektirir.

Buna karşılık, robotların cerrahide özellikle:
• Dikiş atma
• Kesi sınırlarının hassas şekilde uygulanması
• Uzun süre yüksek stabilite gerektiren teknik aşamalar

gibi teknik ve tekrarlayan alanlarda ciddi katkı sağlayabileceğini düşünüyorum.

Plastik cerrahi özelinde ise durum biraz daha farklıdır. Bu branşta sonuçlar büyük ölçüde kişiye özeldir ve “güzel” kavramı objektif bir ölçüye indirgenemez. Aynı teknik olarak kusursuz bir ameliyat, iki farklı hastada tamamen farklı algılanabilir. Estetik kararlar; kültür, beklenti, yüz ifadesi, beden algısı ve cerrahın sanatsal bakışıyla şekillenir.

Bu nedenle robotların, tüm cerrahi branşlar içinde en son plastik cerrahiye tam anlamıyla entegre olacağını düşünüyorum. Robotlar bu alanda cerrahın yerini almak yerine, doğru kullanıldığında cerrahı daha da güçlendiren bir araç haline gelecektir.

Doç.Dr.Anı Çinpolat